Sık Sorulan Sorular
1- Psikiyatrik bozukluk nedir?
Psikiyatri biliminin sadece ağır ruhsal hastalıklarla ilgilendiği düşüncesi geçerli bir düşünce değildir. Bu anlayış çok eskilerde kalmış ve geçerliliğini yitirmiş bir düşüncedir. Günümüz sınıflandırma sistemlerinde çok sayıda ruhsal bozukluk yer almaktadır ve bunların çok büyük bölümü ağır ruhsal bozukluklar dışında kalan bozukluklardan oluşmaktadır. Örneğin korkular, örneğin mutsuzluk, örneğin çekingenlik, örneğin nedeni bulunamamış ağrılar gibi birçok yakınma psikiyatri alanında değerlendirilen bozuklukların belirtileri olabilir.
2- Yakınmalarımın psikolojik olduğunu söylediler. Oysa benim hiçbir derdim yok. Bu yaklaşım doğru mudur?
Psikiyatrik bozukluklarda birçok bedensel belirti ortaya çıkmaktadır. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, mide bulantısı, yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrıları, terleme, titreme, ellerin buz gibi olması, bayılma, felç derecesine kadar ulaşabilen kas güçsüzlüğü psikiyatrik bozukluklarda görülen bedensel belirtilere örnek olarak verilebilir. Bu belirtileri gösteren hastalar doktorlara başvurduklarında, bu belirtileri oluşturma olasılığı taşıyan bedensel hastalıklar mutlaka araştırılacaktır. Gerekirse tetkikler yaptırılacaktır. Yeteri kadar incelemeye karşın bedensel bir hastalıkla açıklanamayan belirtilerin psikiyatrik bir bozukluktan kaynaklanıyor olma olasılığı yüksektir. Bu belirtilerin ortaya çıkması için üzücü bir neden bulunması şart değildir. Bu durumlarda psikiyatriste başvurmaktan kaçınılmamalıdır. Ayrıca unutulmamalıdır, psikiyatrist bir tıp doktorudur. Eğer bu belirtiler psikiyatrik bir bozuklukla uyumlu değilse ya da bedensel bir hastalık şüphesi yeteri kadar dışlanmamışsa, gerekli tıbbi araştırmada bulunacaktır.
3- Psikiyatrik Bozukluk Güçsüz İnsanlarda mı Ortaya Çıkar?
Günümüzde ruhsal bozuklukların kesin nedenleri henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Eskilerde daha çok psikolojik nedenler ön planda iken, inceleme tekniklerindeki gelişmelere paralel olarak artık psikiyatrik bozuklukların biyolojik nedenleri konusunda daha çok bilgi birikimi bulunmaktadır. Güncel bilimsel veriler psikiyatrik bozuklukların temelinde biyolojik etkenlerin önemli rol oynadığına işaret etmektedir. Bu anlamda, psikiyatrik bozuklukların bir güçsüzlük olarak görülmesi doğru değildir. Psikiyatrik bozukluklar sarılık, pnömoni, romatizma gibi diğer bedensel hastalıklara benzer ve güçsüzlük olarak görülmesi yanlış bir düşüncedir.
4- Psikiyatrik bozukluklarda da erken teşhis ve tedavi önemli midir?
Psikiyatrik bozuklukların toplumda çok sık olmasına karşın, psikiyatrik başvuru ve tedavi konusunda gerçekçi bir toplum bilinci oluştuğu söylenemez. Genel tıpta psikiyatri bilimine yeterli önem verildiğini söylemek de zordur. Gerek bilgisizlik gerekse başka nedenlerle hastaların psikiyatriste başvurmaktan kaçınması, belirtilerin başlaması ile uygun tedavilerin başlaması arasında yıllar geçmesine neden olmaktadır. Bu gecikmenin birçok olumsuz sonucu bulunmaktadır. Hastaların gereksiz tetkik ve tedavilerle karşı karşıya kalma olasılığı artmaktadır, maliyet yükselmektedir ve en önemlisi hasta kendi kendisine çözüm yolları aramaktadır. Hastanın kendi bulduğu çözüm yolları genelde kısa sürede rahatlatıcı görünmekle birlikte, uzun dönemde zararlı yöntemler olabilmektedir. Madde kullanımı buna örnek olarak verilebilir. Hasta çeşitli maddeler kullanarak uykusuzluk, sıkıntı, öfke gibi birçok sorununu kısa dönemde çözüyor gibi görünebilir. Ancak uzun dönemde, madde kullanımının kendisi bir sorun olacaktır. Bu nedenle, psikiyatrik bozukluklara, aynı bedensel hastalıklarda olduğu gibi ne kadar erken müdahale edilirse, o denli iyi sonuçlara ulaşılır.
5- Psikiyatrik bozukluklar önemli midir?
Bazı psikiyatrik bozukluklarda ağır davranış ve düşünce bozuklukları görülür. Bu bozukluklar herkes tarafından kolayca fark edilir. Çünkü çalışma, aile yaşamı, kendine bakım gibi işlevselliğin önemli alanlarında büyük bozulmalar ortaya çıkar. Şizofreni, zeka gerilikleri, ağır depresyon bu hastalıklara örnek olarak verilebilir.
Bazı psikiyatrik bozukluklarda işlevsel bozukluklar dönemler halinde ortaya çıkar ve iyilik dönemlerinde hiçbir belirti kalmaz. Bazı iki uçlu duygudurum bozukluğu olguları (bipolar bozukluk), depresyon, panik bozukluk örnek olarak verilebilir.
Esas sorun işlevselliğin göreceli olarak korunduğu psikiyatrik bozukluklardadır. Bu bozukluklar kişi söz etmedikçe anlaşılamaz ve kişiler de genellikle belirtileri gizleme ya da kendi kendine düzeltme eğilimindedirler. Özgül ve sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu, hafif depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, somatizasyon bozukluğu, hipokondriazis bu duruma örnek olarak verilebilecek psikiyatrik bozukluklardır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bu tür psikiyatrik bozuklukların yaşam kalitesini önemli derecede etkilediğini göstermektedir. Önemsiz gibi görünen bu tür psikiyatrik bozuklukların bile, yaşam kalitesini en az diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bedensel hastalıklar kadar etkilediği araştırmalarla açıkça ortaya konmuştur. Üstelik şimdilerde önemsiz gibi görünen psikiyatrik bozuklukların zamanla şiddetlenme ya da daha şiddetli başka psikiyatrik bozukluklara zemin oluşturma olasılığının bulunduğu da unutulmamalıdır.
Bazı psikiyatrik bozukluklarda işlevsel bozukluklar dönemler halinde ortaya çıkar ve iyilik dönemlerinde hiçbir belirti kalmaz. Bazı iki uçlu duygudurum bozukluğu olguları (bipolar bozukluk), depresyon, panik bozukluk örnek olarak verilebilir.
Esas sorun işlevselliğin göreceli olarak korunduğu psikiyatrik bozukluklardadır. Bu bozukluklar kişi söz etmedikçe anlaşılamaz ve kişiler de genellikle belirtileri gizleme ya da kendi kendine düzeltme eğilimindedirler. Özgül ve sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu, hafif depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, somatizasyon bozukluğu, hipokondriazis bu duruma örnek olarak verilebilecek psikiyatrik bozukluklardır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bu tür psikiyatrik bozuklukların yaşam kalitesini önemli derecede etkilediğini göstermektedir. Önemsiz gibi görünen bu tür psikiyatrik bozuklukların bile, yaşam kalitesini en az diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bedensel hastalıklar kadar etkilediği araştırmalarla açıkça ortaya konmuştur. Üstelik şimdilerde önemsiz gibi görünen psikiyatrik bozuklukların zamanla şiddetlenme ya da daha şiddetli başka psikiyatrik bozukluklara zemin oluşturma olasılığının bulunduğu da unutulmamalıdır.
6- Ben hep böyleydim, tedaviden yarar görür müyüm?
Genellikle çocukluktan beri var olan belirtiler kişilik yapısıyla ilişkilidir. Kişilik yapısıyla ilişkili olsa bile, uygun tedavilerle birçok belirtinin düzeltilmesi mümkündür. Kişilik yapısının ürünü gibi görünen birçok özelliğin, çok küçük yaşlarda başlamış, düzelme olasılığı bulunan bir ruhsal bozukluk olma olasılığı da vardır. Bu nedenle yaşam kalitesini etkileyen her türlü sorun ya da belirti de profesyonel yardım istemekte yarar vardır.
7- Psikiyatrik ilaç kullanıyorum, çocuk yapmaktan korkuyorum. Hamilelikte hastalanırsam ne yapacağım?
Hamilelik durumunda ilke olarak hiçbir psikiyatrik ilaç kullanılmaz. Ancak, ruhsal bozukluğun şiddetine göre, kar-zarar değerlendirilmesi yapılarak, düşük riskli ilaçların kullanılması da mümkündür. Özellikle hamileliğin ilk 3 ayı riskin en yüksek olduğu dönemdir. Ancak, “hamilelikte hastalanırsam, ne yaparım?” düşüncesiyle çocuk sahibi olmaktan kaçınmak doğru değildir. Mutlak ilaç kullanılması gereken ağır psikiyatrik durumlar dışında, birçok psikiyatrik bozuklukta uygun süre ilaç kullanımından sonra ilaç tedavisi bırakılır ve hamileliğe izin verilebilir. Hamilelik döneminde psikiyatrik belirtiler tekrarlarsa hastanın durumu değerlendirilir ve ilaç dışı tedaviler uygulanabilir. Hamilelik dönemine ve psikiyatrik belirtilerin şiddetine göre göreceli olarak daha az zararlı ilaçların kullanılması da mümkündür. Tüm bu işlemler mutlaka değişik disiplinlerden doktorların yer aldığı bir ekip kontrolünde gerçekleştirilmelidir.
8- Psikiyatrik bozukluklarım bedensel hastalıkları etkiler mi?
Aslında hastalıkların ruhsal ve bedensel olarak ayrılması sadece eğitimle ilişkili bir konudur. Birçok ruhsal bozukluğun biyolojik nedeni, birçok bedensel hastalığın da ruhsal yansımaları vardır. Bir diğer deyişle beden ve ruh yakın bir etkileşim içerisindedir. Kalp krizi, kanser, böbrek yetmezliği gibi birçok hastalıkta depresyon, anksiyete bozuklukları gibi ruhsal bozuklukların görülme riski yüksektir. Bedensel hastalıklara eşlik eden ruhsal bozukluklar şu olumsuzluklara neden olabilir.
Temel hastalığın şiddetini artırabilir.
Temel hastalığın iyileşmesini geciktirebilir.
Hastane tedavisinin uzamasına neden olabilir.
Komplikasyon olasılığını artırabilir.
Tedaviye uyumu bozabilir.
Hasta-hekim işbirliğini bozabilir.
Özellikle uygun tedavilere rağmen beklenen sonuçların alınamadığı ya da psikiyatrik belirtiler gösteren bedensel hastalık sahipleri mutlaka psikiyatrik yönden değerlendirilmelidir.
Temel hastalığın şiddetini artırabilir.
Temel hastalığın iyileşmesini geciktirebilir.
Hastane tedavisinin uzamasına neden olabilir.
Komplikasyon olasılığını artırabilir.
Tedaviye uyumu bozabilir.
Hasta-hekim işbirliğini bozabilir.
Özellikle uygun tedavilere rağmen beklenen sonuçların alınamadığı ya da psikiyatrik belirtiler gösteren bedensel hastalık sahipleri mutlaka psikiyatrik yönden değerlendirilmelidir.
En Çok Merak Edilenler
Soru 1
It is a long established fact that a reader will be distracted by the readable content of a page when looking at its layout.
Soru 2
It is a long established fact that a reader will be distracted by the readable content of a page when looking at its layout.
Soru 3
It is a long established fact that a reader will be distracted by the readable content of a page when looking at its layout.
